19 Nisan 2013 Cuma

Utan Sayın Bakan !

Namaza yetişeceksin, belli. Basın ordusunun kameraları eşliğinde, herkesin gözü önünde göstere göstere namaz kılacaksın, belli. Yanına yaklaşan başı açık, saçsız kızcağız da seni rahatsız etmiş, bu da belli. Ama bu hareketi yapacağın, bu hakareti yapacağın belli değildi Erdoğan Bayraktar efendi. Sen Müslüman sayıyorsun kendini, değil mi? O zaman kızcağıza para vereceksen bile, sokakta gördüğün dilenciyi başından savmak ister gibi kızcağızın eline tutuşturmaman gerekirdi. Hani bir elin verdiğini, öteki el görmemeliydi? Ama, "Arkadaşlarım seninle ilgilenecek, yarım saat sonra kameralar olmadan görüşelim." demek, seni kameralar önünde "yeterince" yardımsever yapmazdı, değil mi? Para vermek çözüm değildi ama, vereceksen bile böyle bir yol seçemez miydin? Aceleyle bir karar verdin, yardımı o anda yaptığını seni kameraya alan tüm basın mensuplarına göstermek istedin ve sonuç olarak bu saçma sapan hareketi yaptın, garsonun eline bahşiş tutuşturur gibi kızın eline parayı tutuşturuverdin. Üstüne "Daha ne yapayım, al işte bununla ilaçlarını!" dedin. Hatta bir de "Elinden düşürme, epey para var orada." dedin, çok para verdiğini belli etmek istedin. Eminim kendin de şaşırdın bu hareketine, değil mi Erdoğan Bayraktar? Ben şaşırmadım. Çünkü kız haklı: Çaresizliği sen hiç tatmamışsın. Birçok gazetecinin önünde yardım istemeye cesaret eden bir kızcağıza, tam da onun korktuğu gibi, dilenci gibi davranmışsın. Onun, çevrendeki bütün dalkavuklar gibi senin eline baktığını zannetmişsin. Onun, yurt dışından ilaç getirmenin zorluğunu bilen herkes için yardım istediğini kavrayamamışsın da, cami önüne dilenmeye geldiğini sanmışsın. Kız sana paranı geri verip ağlayarak uzaklaşırken, sen o pek sevdiğin kameraların önünde kendi hareketini savunacak kadar duygusuzlaşmışsın. Ben senden utandım, sayın Erdoğan Bayraktar; sen de kendinden utanmalısın. Mesleğinden de utanmalısın, Müslümanlığından da utanmalısın

Türkiyenin Gözbebekleri Bordo Bereliler

Özel Kuvvetler Komutanlığı ya da halk arasındaki adıyla Bordo Bereliler ve eski adıyla Özel Harp Dairesi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değişik sınıf ve rütbelerdeki subay, astsubay ve uzman erbaşlardan oluşan, iç ve dış tehditlerin bertaraf edilmesine karşı her türlü arazi ve iklim şartlarında görev yapabilecek nitelikte üst düzey eğitime tabi tutularak yetiştirilmiş özel askerlere verilen isimdir. 1992 yılında Tugay seviyesinde kurulmuş ve daha sonra tümen, ardından 2006 Yüksek Askeri Şura kararı ile Kolordu[1] , 2010 Yüksek Askeri Şura kararı ile tekrar Tümen ve 2011 Yüksek Askeri Şura kararı ile tekrar Kolordu seviyesine getirilmiştir. Hiçbir kuvvet komutanlığına bağlı olmaksızın doğrudan Genelkurmay Başkanına bağlı olarak görev yaparlar. Söz konusu birlik, Bordo Bereliler ile Muharebe Arama Kurtarma (MAK), doğrudan Özel Kuvvetlerin emrinde görev yapmaktadır. Burada görev yapan askerler özel olarak seçilmiştir. 2004 yılında Almanya'da yapılan Dünya Özel Kuvvetler Şampiyonası'nda, 26 özel kuvvet birliği arasında birinci olmuştur.[2][3] Bordo Bereliler aynı zamanda devlet büyüklerinin yakın koruma görevini de yerine getirirler. Başta genelkurmay başkanı olmak üzere kuvvet komutanlarının ve yüksek rütbeli generallerin koruma ve güvenlik görevlerini üstlenirler. Abdullah Öcalan'ın yakalanma ve Türkiye'ye getirilmesi görevinde bulunmuşlardır. Asli görevleri; olası bir savaş durumunda halkı örgütlemek ve yetiştirmektir.